39353.jpgÇok az insan, kendini mükemmelliğe ve daha iyisini yapmaya adamıştır. Rahatsız edici bir merak, gerçeği arama arzusu, maalesef insan nufüsunun çok azında vardır. Birçok güzelliği anlamak, sanatı anlamak, bilimi anlamak için, belli bir eğitim, çaba, muhakeme yeteneği gerekir. Ama her insan, bir doğa olayından, örneğin gökgürültüsünden, etkilenir. Seks, herkesi etkiler. Güzel yemeklere pek azımız karşı koyabiliriz. Son saydıklarım, tamamen ilkel yanımızla alakalıdır ve dikkat ederseniz, bunlar hayvanlarla olan ortak paydamızı teşkil eder.

Ayasofya‘nın, Selimiye‘nin içine girip de, devasa kubbesinden, azametinden etkilenmeyecek çok az insan vardır. Ama çok az insan, onu yapan insanı heç şiddetle kıskanır, hem de karşısında eğilip saygısını sunmak ister.

Medeniyetimizin gelişmesi, daha fazla “insanlaşmış” nufüsun çoğalmasına bağlı. Kendi çevremde bile, yeteneklerini ancak çok ileri yaşlarda, tesadüfen keşfetmiş insanlar gördüm. Maalesef, belli bir yaştan sonra keşfedilince, o yetenekler hiçbir işe yaramıyor. Hem o insanın ruhu, hem de bize verebileceği güzellikler ölüp gitmiş oluyor; çoğu da bedbaht bir şekilde göçüp gidiyor bu hayattan…

Büyük liderlerin vizyonları, sadece geniş topraklar ve altınla dolup taşan hazineler yaratmak değildir. Napoleon, Fransız halkını cehaletten kurtarmak için, zoraki birçok reform yaptı. Lenin, çok katı bir eğitim sistemi uyguladı. Beğenmediğimiz, kütüphane yaktıran Hitler bile, safsata ve yabancı düşmanlığı dolu eğitim sisteminde bilime önem verdi. Bugün, hem ABD, hem Sovyetler Birliği -eski Sovyetler tabi!- süper güç olmalarını dağılan Almanya’ya borçlu. (Bununla ilgili bir hikaye anlatılır ve gerçektir: 1950 ya da 60′larda, ABD ve Rus savaş jetleri havada karşılaşırlar ve iki tarafta küçük bir şok yaşar. Jetler, ayırd edilemez biçimde birbirine benzemektedir. Nedeni basit; iki tarafın savaş uçağı tasarımcıları da, aslında Von Braun ekolünü devam ettirmektedirler.)

Atatürk’ün son derece özenli ve güzel giyinmesi, cumhuriyet baloları, elbette gösteriş sevdası değildir. Milletinin kalitesini artırmak için atılmış adımlardır bunlar. Okullarda okutulan ilk geometri kitabını bizzat Atatürk yazmıştır, birçok geometri teriminin Türkçe isim babası, yine odur. Elbette, dönemin son derece kötü ekonomik koşulları altında, insanlar Atatürk’ün giyim tarzını taklit edemezlerdi; ama o dönemde yaşamış insanlara bakın; oturup kalkmasını, konuşmasını, giyinmesini bilirler.

“Halk bunu istiyor” sloganı, maalesef halk tarafından da kabul görür. Çok az insan, “ben buna mı layığım” diye soruyor; haksız da değil. Birçoğu, daha iyi örnekleri hayatında hiç görmemiş. Pop kültüre bu kadar düşman olmamın en büyük nedenlerinden biri de budur.

Bu halk dalkavukluğu yüzünden, her yıl sayısız insanı, basit ve anlamsız bir hayata kurban veriyoruz. Çoğu insan, sadece hayvansı hazlar yaşayarak ve hayvansı hazlar yaşatarak ölüyor.

İnsanları biraz dürtmek, biraz zorlamak gerek. Bunu televizyonların, gazetelerin, popüler yazarların yapmasını beklemek aptallık olur.

Çözüm ne derseniz, ben de bilmiyorum. Bu belki bir kampanya ile olabilir. Düşünsenize, şimdi İbrahim Tatlıses çıkıp keman çalmayı öğrense, Hülya Avşar önemli bir üniversitede felsefe okusa, Mustafa Sandal mimar olup Ayasofya’nın kubbesini restore etse, ne kadar çok insan gaza gelirdi!